Reply to this topicStart new topic
> Adana tarihi
ReSi
mesaj Apr 17 2008, 02:15 PM
İleti #1


Advanced Member
***

Grup: Administrators
İleti: 307
Katılım: 20-January 08
Üye No: 3



Seyhan ve Ceyhan Nehirlerinin deltasında kurulmuştur. Tarihi M.Ö. 6000 yıllarına dayanır.

Antik dönemde ADANA ve yöresine KİLİKYA denmektedir. Sırasıyla Fenike, Asur, Hitit, Pers, Makedonya, Roma, Sasani, Bizans, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı' ya yurt olmuştur. Bu nedenle birçok kültür ve medeniyetin beşiğidir.

1918' de Fransız işgaline uğrayan ADANA, 5 OCAK 1922' de kazandığı Kurtuluş Savaşı' nın ardından 1923' te kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti' nin hızla gelişen en önemli illerindendir.

Çukurova' nın en eski yerleşme yerlerinden biri, ADANA' da ilk çağlardan kalma Tepebağ höyüğüdür. Höyükte rastlanan surlarla çevrili kent çekirdeği, burada neolitik çağda yaşanan kent dönemi sürecine ışık tutmaktadır. Kalıntılar, daha sonra Hititler' in de yaşadığı anlaşılan bu kentin, ticari ve askeri ilişkilerde önemli olduğunu kanıtlamaktadır. Tepebağ, Karataş' tan ya da Suriye' den gelen ticaret kervanlarının konaklama yeriydi. Savaş birliklerinin barınak yeri olarak da kullanılıyordu.

İ.Ö 67 dolaylarında Pompeus burayı " cezalandırma sömürgeleri " nin merkezi yaptı. Bu sömürgelerde toplanan Çukurova korsanları çeşitli işlerde zorla çalıştırıldılar. ADANA, Roma ve Bizans İmparatorlarının zaman zaman uğrağı oldu. Justinianus burada kamu binaları yaptırdı. Seyhan üzerindeki Taşköprü de o zamandan kalma bir yapıttır. Yapılış tekniği o günün ölçülerine göre ileridir. İlk önce kanallarla nehrin yatağı değiştirldi, köprü yapıldıktan sonra, nehir yeniden eski yatağına döndürüldü.

Harun-ür Reşid döneminde, kent değişikliklere uğradı. Tebebağ höyüğünün güneyinde, Taşköprü' nün bitişinde, ilkçağlardan kaldığı söylenen kale yıktırılarak, yerine ADANA kalesi yaptırıldı. Bu kaleyi ise daha sonra Mehmet Ali Paşa yıktırdı. 1353' te başlayan Ramazanoğulları egemenliği boyunca, kent oldukça büyüdü. Daha çok güney kesiminde Ulucami, Alidede, Sarıyakup, Sofubahçe (Türkocağı), semtleri gelişti. Bu dönemde Ulucami, Ulucami Mescidi, Tuzhanı, Yağ Camii, Yağ Cami Medresesi, Herhal Mescidi gibi önemli binalar yapıldı. Kentin sekiz kapısı vardı. Bugün, bunlardan yanlız Kalekapısı ve Tarsus Kapısı kalmıştır. O zamanlar Suriye' den ve Kıbrıs' tan küçük ticaret gemileri Taşköprü' ye kadar gelmekteydi.

ADANA, Yavuz Sultan Selim' in Mısır seferinde Osmanlı' lara bağlandı. Ramazanoğulları yine başta kaldı. Bölge 1608 ' de eyalet oldu. Sırasıyla, Konya, Malatya, Şam, Halep eyalatlerine bağlı kaldı. Bir süre Kıbrıs' tan da yönetildi. 1867' de vilayet, bu tarihten sonra da ADANA Sancağı' nın merkez ilçesi oldu. Bu durum, Fransız işgaline kadar sürdü. Fransız işgali sırasında vilayet merkezi Pozantı' ya aktarıldı. İşgal kalktıktan sonra ADANA yeniden vilayet merkezi oldu.

19. yy. başlarında merkez ilçenin 5 bucağı, 391 köyü vardı. Bucakları Karataş, Misis, Yarsuvat-Sırkıntı, Karsantı, Canip Şehri idi. Halk, Türk, Ermeni, Rum ve Araplardan oluşuyordu. Fransız coğrafyacısı V. Cuinet' e göre, o zaman ADANA kent merkezinde 13. 000 Müslüman, 2. 575 Ermeni, 5. 000 Rum, Latin ve İran' lı yaşamaktaydı. Bu dönemde ADANA' da 18 cami, 37 medrese, 8 tekke, 2 Ermeni kilisesi, 1 Protestan kilisesi, 3 Ermeni okuılu, 1 Rüştiye, 28 Sübyab mektebi, 2 Rum erkek okulu, 1 Ermeni kız okulu vardı. Ayrıca 1 hapishane, 29 han, 316 dükkan, iki fırın, iki han, bir tiyatro, belediye binası, hükümet konağı, orman idaresi vardı. Taşköprü' nün yanı başında bir kule bulunuyordu. 1872' de bu kulenin bulunduğu yerde bir hastane yapıldı.

ADANA ' da başta pamuk olmak üzere buğday , arpa, yulaf, susam ve soğan; büyük çiftliklerde de nohut, fasülye, mercimek üretilirdi. Üzüm en çok yetiştirilen meyveydi. Bin beşyüze yakın üzüm bağı vardı. Şarapçılık gelişmişti. Asker giysileri için kumaş dokuyan bir fabrika, ayrıca, 7 pamuk ayıklama makinesi, 5 çırçır makinesi ( Buharlı ) ve 55 buğday ayıklama makinesi vardı. Fransız işgalinde, kömürle çalışan pamuk fabrikaları kuruldu.

Osmanlı yönetimi çeltik ekimine özel bir önem veriyordu. Elverişli topraklara çeltik ekmek zorunluydu. Seyhan, Çakıt ve Görgün Suyu' ndan yararlanılıyordu. Akarsular üzerindeki bentlerle sulama yapılıyordu. Su kenarlarında ortak köy çamaşırhaneleri bulunuyordu. 20. yy başlarında gezgin Dr. Schaffer o dönemin görünümünü şöyle anlatır :

" Halaba taşlarından yapılmış, üstleri düz damlı evler Afrika' daki karınca yuvaları gibi üst üste kurulmuştur. Evler arasında Ermeni manastırı ve kilisesi görünür. Bu fakir yerin, hele bulanık havalarda, büsbütün kasvetli ve acıklı bir görünüşü vardır. Kentin onbin nüfusu olduğu söylenir. Bunların çoğu Hıristiyan Ermenilerdir. Burada Amerikalıların bir kolonisi vardır. Kurdukları yetimler yurdunda kimsesiz çocukları barındırıp beslemektedirler. "

Adana Adının Kaynağı: ADANA'nın tarihine, özellikle özellikle Hitit Krallığı' ndan kalma tabletler ve Çukurova'da yapılan kazılar ışık tutmaktadır. Hitit Krallığı' nın merkezi Boğazköy' de ( Hattuşaş ) bulunan tabletler ve bölgede yapılan kazılar Çukurova' nın yazılı tarih öncesinden beri çeşitli toplımların yerleştiği bir bölge olduğunu göstermektedir.

ADANA' yı kimlerin nasıl kurdukları konusunda elde kesin bilgiler yoktur. Ancak, Bizans' lı Etien' in ilettiği bir söylenceye göre, Uranus' un oğulları Adanos ve Saros, Tarsus' la savaşarak burayı ele geçirmişler. Bunlardan Adanos kente ( ADANA ) Saros' da ırmağa ( SEYHAN ) adını vermiş.

ADANA' nın bulunduğu Çukurova' nın tarihteki adı KİLİKYA' dır. Heredotos, Kilikya adının Fenike Kralı Agenor' un oğlu Kilik'ten geldiğini söyler. Bu ada, İ.Ö 9. yy' da Homeros'un İlyada destanında da rastlanır. Eski bir Kilikya masalında, Çukurova'daki bütün kentleri gök tanrısı Uranos' un kurduğu anlatılır.

Hititler döneminde URU ADANİYA ( Adaniya Ülkesi ) adıyla anılan ADANA eski yazmalarda ve fermanlarda ERDENE, EDENE, EZENE ve AZANA adlarıyla geçmektedir. 1889' da ADANA' da görev yaparken bölgenin tarihi üzerinde araştırmalarda bulunan, daha sonra Asya, Afrika, ve Avrupa'yı dolaşarak Seyahat-ül Kübra adlı kitabını St. Petersburg' da yayınlayan Karçılzade Süleyman Şükrü Bey, Adana' nın ilk adı olan " BATANA" nın İslamiyetten sonra ADANA' ya çevrildiğini ve bu adın "... fi ezenil arz " ayetinden esinlenerek verilmiş olduğunu yazmaktadır.

ADANA'YA BUGÜN'E DEĞİN VERİLEN ADLAR

ADANOS

TA ADANA

URU ADANİYA

ERDENE

EDENE
EZENE

BATANA

ATANA

AZANA

ADANA


KRONOLOJİ

İ.Ö. 1900 Luvi Krallığı 1353-1517 Ramazanoğulları Dönemi
İ.Ö. 1500 Arzava Krallığı 1517 Adana' da Osmanlı egemenliği
İ.Ö. 1500 Kizvatna Krallığı 608 Müsellimlik dönemi
İ.Ö. 1530 Hititler 1691-1699 Zorunlu iskan girişimleri
İ.Ö. 1200 Kue Krallığı 1833-1840 Mısırlı İbrahim Paşa dönemi
İ.Ö. 713-663 Asurlular 1865 Fırka-i İslahiye Çukurova'da devlet otoritesini yerleştirmek için ADANA' ya geldi.
İ.Ö. 663-612 Kilikya Krallığı 1864-1865 İngilizler ve Fransızlar ADANA ile ilgilenmeye başladılar.
İ.Ö. 621-333 Pers Satraplığı 1867 ADANA Halep' ten ayrılarak bağımsız bir vilayet oldu.
İ.Ö. 333-323 Makedonya Krallığı 1886 ADANA-Mersin demiryolu açıldı.
İ.Ö. 312-133 Selökid Krallığı 1900 Almanlar ADANA ovaları ile ilgilenmeye başladılar.
İ.Ö. 178-12 Çukurova Korsanları 1-14 Nisan 1909 ADANA' da karışıklılar ve Ermeni olayları. (ADANA Vakası)
İ.Ö. 12- İS 395 Romalılar Dönemi 1916 Yıldırım Orduları ADANA' da karargah kurdu.
395-653 Bizans İmparatorluğu 22 Kasım 1918 Osmanlı Hükümeti ADANA dolaylarının Pozantı' ya kadar boşaltılmasına karar verdi.
651 Çukurova İslam Egemenliğinde 17 Aralık 1918 Fransız güçleri Mersin' e çıkartma yaptı.
786-809 Harun-ür Reşid Yönetimi 18 Aralık 1918 General Hamlin törenle ADANA' ya girdi.
960- 956 Nikeforos Fokas, Tarsus ve Misis'i ele geçirdi. 20 Ekim 1921 Ankara antlaşması ile Fransız işgeli kaldırıldı.
1080-1375 Ermeni Krallığı 2 Aralık 1921 Mustafa Kemal, ADANA' nın kurtuluşuna ilişkin bir bildiri yayınladı.

Bizans Dönemi'nde ADANA :

İ . S 395' te Büyük Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı diye ikiye ayrılınca, ADANA ovaları Doğu Roma İmparatorluğu' nun ( Bizans ) egemenliğinde kaldı. ADANA, Roma İmparatorluğu ve özellikle Doğu Roma İmparatorluğu yönetimi altında hızlı bir gelişme gösterdi, önemli bir ticaret merkezi oldu.

Hollanda'nın Liman Projesi : Abidin Paşa' nın valilği döneminde, Hollandalıların ADANA' yı Akdeniz' e bağlama önerisi, padişah Abdülhamit tarafından reddedildi. Bunda, Seyhan kenerına yapılacak "setler * " ve her yıl dolacak yatağın temizleme masraflarının ağırlığının rolü olduğu görüşü savunulmuştur. Dr. Kottsch ise anılarında küçük ölçekli gemilerin zaten Taşköprü * ' ye kadar geldiğini belirtmekte ve şöyle demektedir :

" Kentin yanında Seyhan nehri o kadar derindir ki, Kıbrıs ve Kuzey Suriye limanlarından küçük gemilerle Taşköprü' ye kadar gelinebilir. Burada içlerinde iki yüksek Latin tarzı yelkenlinin bulunduğu 8 tane gemi saydım. Bu gemiler dönüşte kereste, susam, buğday, yün ve pamuk ile biraz da diğer mahsüllerden götürüyorlar. ADANA' nın çarşısı tüccar sayısı itibariyle Tarsus' tan büyüktü. Burada bilhassa silah satışı çok oluyor."

Deniz ulaşımı açısından bir başka öneri, ADANA'nın Yumurtalık ve Karataş limanlarını modernleştirmeyi amaçlıyordu. Ancak bu tasarı 1880' de geri çevrildi. Söz konusu tasarı 240 bin liraya yakın bir harcamayla Karataş-Yumurtalık limanlarını günün gemilerine elverişli bir yapıya kavuşturmayı öngörüyordu. Tasarının geri çevrilmesiyle, doğal koşulları liman olmaya elverişli Mersin, giderek gelişen bir kent merkezi olmaya yöneldi. ADANA ve Mersin arasındaki işbölümü de böylece kesinleşmiş oldu. Bu işbölümünde ADANA Çukurova' nın merkezi durumuna gelirken, Mersin de onun limanı olacaktı.

* Yazıda bahsi geçen setler 1990 yılından sonra Seyhan nehri kenarlarına yapılmıştır ve şu anda nehrin iki kenarında bu setler mevcuttur.

* Taşköprü, ADANA' da şu anda mevcut olan hemen hemen en eski eserdir. ADANA şehir merkezinde, Seyhan nehri üzerinde olan köprü M.S. 4. yy. ' da mimar Auxentios' a yaptırılmıştır.

ADANA' nın Antik Yerleşim Birimleri ADI DÖNEMİ ADANA' YA UZAKLIĞI YERİ

Sar (Mağara) Eti-Roma-Ermeni 211 Km. Tufanbeyli
Ayas Yunan-Roma 78 Km. Yumurtalık
Mallos Yunan-Roma 50 Km. Adana' nın güneyi, Karataş' a yakın
Misis Eti-Roma-Arap-Osmanlı 27 Km. Misis, Yakapınar
Magarsos Yunan-Roma 50 Km. Karataş
Tumlu Ortaçağ 50 Km. Ceyhan' ın kuzeybatısı
Mazırık Örenleri İlkçağ 50Km. Karaisalı


SEYAHATNAMELERDE ADANA İÇİN SÖYLENENLER

Bedrettin El Gazzi : " Misis Ceyhan üzerinde bir şehirdir. Ağaçları bol ve mütenevvidir. Bahçelerini sulayan bu nehrin üzerinde büyük ve muhkem yapılı bir köprü vardır. Köprünün iki başında geceleri kilitlenen iki büyük kapı vardır. Burası evvelce en iyi ve ileri şehirlerden biri idi. Birçok büyük adam yetiştirmiştir. Fakat maalesef bugün yıkılmış ve asırlar onun güzelliğini bir yudum su gibi içmiştir."

"ADANA' ya ... Seyhan nehri üzerinde bulunan bir köprü vasıtasıyla girilmektedir. Ceyhan' a yakın büyüklükte olan bu nehrin şehir etrafındaki akışı çöreklenmiş bir yılanı andırır. Nehrin üzerine konmuş su dolapları vasıtasıyla bağlar, bahçeler sulanmaktadır...

... Manzarası pek hoş olan cenneti andıran bu yerden geçen nehir, gündüzleri güneşin geceleri mehtabın süslerine bürünerek, tatlı hışıltılarla akıyor, dört köşeye hayat ve neşe saçıyordu. İki yakasını donatan ağaçlar, onun bu mağrur akışına sanki, ' şen yerleri dolaşamaz yüce dağları aşamazsın ' demek istiyorlardı..."

Katip Çelebi : " ... Şehrin havası ağır olmakla, halkı, altı aya kadar yaylaya çıkar. Şehirde bazı dükkanlar açık kalır ve mahalle bekçileri bulunur. Yaylaların iki durak ilerde dağlar içinde Ramazanoğlu Yaylası yol üzerindedir. Asıl yaylaları Tekir yaylası' dır ki, ADANA halkının bir geleneği olarak, yaz mevsiminde burası mamur bir kasaba gibi olur... "

( Cihannuma adlı Seyahatnameden )

Sahibi Bilinmeyen Seyahatname : " ADANA büyük şehirdir. 3 camisi vardır. Biri gerçekten seyredilmeye değer, hoş bir camidir. İki hamamı vardır. Su kenerındaki hamamı daha güzeldir. Çarşı pazarı mükemmeldir. Bir bedestanı ve su kenarında bir küçük kalesi vardır. Şehrin kenerından akan büyük nehre Kızılırmak derler. Şehre su çekilmek için büyük bir dolap vardır. Şehrin bütün suyu bu dolapla sağlanır. Büyük bir köprüsü vardır. Bu köprüden geçilir, su kenerında bir ' Hünkar Köşkü ' vardır. Hoş bir mesire yeridir. ADANA şehri bağlık ve bahçeliktir. Limonu, turuncu gayet çok olur. Hele narı emsalsizdir. Başka meyveler de olur. Şehrin paçası da meşhurdur... "

( Sahibi bilinmeyen el yazması Seyahatname Hicri 1056 ( 1646 )

Paul Lucas : 1706' da ADANA' yı şöyle anlatır : " ADANA' nın ortasından Paris' in Sen Nehri büyüklüğünde ( Çakıt ) Seyhan Irmağı geçmektedir. Kıyısında kentin kalesi vardır. Bu kale küçük ama temeli ve yapısı çok sağlamdır. Çevresi 300 m' den fazla olmayan bu kalenin içinden, büyük gözlü bir taş köprüye geçilerek kentin dışına çıkılmaktadır. Köprünün sağ kolu üzerinde büyük su kemerleri, bunların altında da su dolapları bulunur. Büyük kemerli su yolları, ırmaktan çekilen suyu kanallarla kente ulaştırır. "

Seyahatnamelerinde ADANA' dan söz eden başka Gezginler L. de Laborde Russeqqer Evliya Çelebi Kırımi Rahmi Efendi Cevdet Paşa Menemencioğlu Ahmet Bey Bertrandon de la Broquier
Dr.Schaffer Seyyah Gazi Karçılzade Sülayman Bey Marco Polo Kutbettin-ül Mekki Üsküdarlı Mustafa Dede
Mehmet Edip Bin-i Derviş Kinner Dr. Şerafettin Mağmuni Şemsettin Sami

Eski ADANA Valileri ve Yaptıkları İşler

NAŞİT PAŞA (1871): 5 Mart 1873' de yayına başlayan ADANA' nın ilk gazetesiyle Seyhan ili ilk ADANA Salnamesi onun döneminde çıkarıldı.

MAHMUT NEDİM PAŞA (1873): O tarihe kadar ADANA' nın adı eski yazıyla (EDENE) şeklinde yazılırdı. Bu yazı biçimi, bir harf fazlasıyla Edirne' ye çok benzerdi. Bu benzeyiş resmi yazışmalarda ve özellikle posta hizmetlerinde türlü yanlışlıklara neden olurdu. Sonradan Sadrazam olan Mahmut Nedim Paşa EDENE' nin ATANA şeklinde yazılmasını bir genelgeyle bildirdi. O günden latin harflerinin kabülüne kadar resmi yazışmalarda vilayetin adı ATANA olarak yazılır, ADANA olarak okunurdu.

ŞAİR ZİYA PAŞA (1878): Okullar çoğaltıldı. Fransızca öğrenmeleri için memurlara kurslar açtı. İstanbul' dan getirttiği bir tiyatro kumpanyasıyla Adana' da bu sanatın tohumunu attı. Fransızcadan çevirdiği oyunları sahnelendi. Memurların tiyatroya devamını zorunlu kıldı. Kendinden önceki valilerin, düşünce ayrılığı nedeni ile hapse atmış oldukları kişileri salıverdi. Seyhan ve Misis köprülerini onartarak korkuluklarını yeniletti.

ABİDİN PAŞA (1881): Halkın yardımyla, tümüyle taştan, askeri idadi binasını ( Şimdiki Kız Lisesi ) yaptırdı. Dar sokakları genişleten ve saathaneyi de yaptıran odur. Adana' ya ilk çalar saat Abidin Paşa 'nın çabasıyla girmiş oldu. Saat kulesinde, her saat başı, vakit belirleyen güçlü ses, kentin birçok yerinden duyulurdu. Resmi dairelerdeki görevliler, işe başlama ve ayrılma saatlerini buna göre ayarlarlardı. Hele namaz vakitleri kolaylıkla belirlenirdi. Dönemin şairlerinden Fani Efendi kuleyi, o zamanlar şu dörtlükle anlatır :

Bir muazzam eserdir ki, misli yok, naziri yok,

Zahiren saat çalar, manen hükümet seslenir.

Ol cenabı Abidin' e eyler dua ;

Çünkü andan ruz-u şeb vakt-i ibaret seslenir.

Abidin Paşa tarımda makineleşmeyi sağladı. Ovadaki bataklıkları kuruttu.

ŞAKİR PAŞA (1888): Bağlar semtinde otururdu. Müziğe ve içkiye çok düşkündü. İşten dönerken evinin önünde treni durdurmak için imdat işaretini çekmeyi alışkanlık haline getirmişti. Bu durum karşısında yabancıların elindeki demiryolu işletmesi burada bir istasyon yapmak zorunda kaldı. Bu istasyon Şakir Paşa adıyla anıldı.

FAİK PAŞA (1894): Faik Paşa görevini yapamayacak kadar yaşlı bir adamdı. ADANA' ya vali olarak atanmasını alaya alan dönemin şairleri onun için şöyle demişlerdi :

Yaşı, yüzü mütecaviz vali,

N'olur memleketin bunlarla hali !

Mülkün ihyasına bir Meyyit göndermişler.

Aferin iz' anına, ey Bab-ı Ali !

BABANZADE MUSTAFA ZİHNİ PAŞA (1909): 1 Nisan 1909' da başlayan ADANA Vakası' na çözüm getiremedi. Her iki yandan binlerce insan öldü.

YARBAY CEMAL PAŞA (1909): Ermeni olayları sonrası ortalığı yatıştırdı. Taşkınlara karşı Seyhan' ın iki yakasına setler yaptırdı. Okullar açtı. Yetimleri bir binada topladı.



Seyhan ile Ceyhan Tarihte Kaç Defa Birleştiler ?

Çukurova' yı sulayan iki büyük nehirden Ceyhan düzensiz akar. Bazen yatak değiştirir. Bu yüzden Ceyhan ile Seyhan tarihte, 5-6 kez birleşip ayrılmışlardır. Birleştikleri zaman tek bir nehir olarak denize döküldüklerinden, küçük gemilerin Çukurova içlerine kadar sokulabildiğini tarihler yazmaktadır.

ADANA'da Sel

Seyhan ve Ceyhan ADANA için aynı zamanda sel demektir. Bu sellerden 1845' teki öylesine büyük olmuştur ki, Seyhan ve Ceyhan, hatta Berdan deresi, Ova' da bir tek nehir gibi birleşip akmışlardır. 1873 ve 1874' ün Ocak aylarında, o günün gazetesi "Seyhan" ın yazdığına göre ardarda iki sel felaketi yaşanmıştır. 1895' te gelen sel daha baskın olmuş birdenbire kabaran iki nehir, büyük can ve mal kaybına yol açmıştır.

ADANA'nın Büyük Depremleri

ADANA, Cumhuriyet dönemindeki depremler bir yana bırakılırsa, daha önceleri geçirdği iki büyük depremle yerle bir olmuş, yeniden kurulmuştur. Bu depremlerden ilki 526' da, ikincisi de 1259' da olmuştur. Prof. Bossert o günlerin yerleşme alanlarından Misis, Anavarza, ADANA, Karataş, ve Tarsus' un baştanbaşa yıkıldığını yazmaktadır. 1880 sonlarında yaşanan depremde ADANA halkı günlerce evlerine girmemiş, kamu kuruluşları da sokakta çalışmışlardır.

ADANA'da Kar ve Kış

Kar, ADANA için çok yabancı bir sözcüktür. Akdeniz bölgesinin bu sıcak kesiminde kar, hemen hemen hiç yağmaz. Ancak hava koşullarının beklenmedik durumlar yarattığı da olur. Örneğin arşiv kayıtlarına göre 1799' da ADANA' ya bir ayak boyu kar yağmış ve günlerce erimemiştir. Buna karşılık 1811 Ocak ayında güller açmış, üzümler yetişmiştir. Yakın geçmişte ise Fransızların Çukurova' yı işgali sırasında ADANA' ya kar yağdığı bilinmektedir. 1919' da yağan kar günlerce kalkmamıştır. Ocak 1947' de de ADANA' nın karlı günler geçirdiği biliniyor.

ADANA İl Sınırlarının Gelişimi :

ADANA ilinin sınırları, Osmanlı yönetiminden Cumhuriyet' e ve Cumhuriyet' tin kurulmasından bugüne kadar birçok değişikliğe uğramıştır. Bu değişiklikler şöyledir :

1867' den önce, ADANA çeşitli zamanlarda Konya' ya , Malatya' ya, Şam' a, Halep'e, ve Kıbrıs' a bağlı bir yerleşim birimi olarak varlığını sürdürdü.

1867' de ADANA bağımsız bir Osmanlı vilayet merkezi haline getirildi.

15 Ağustos 1920' de Kurtuluş Savaşı güçleri, il merkezini Fransız işgali altındaki ADANA' dan, Pozantı' ya taşıdı.

1923' te Mersin ve Silifke, ADANA' dan ayrıldı ve İçel ili kuruldu.

1926' da, 1923' te kurulan Kozan vilayeti ilçe olarak ADANA' ya bağlandı.

1933' te 1923' de kurulan Cebeli Bereket ( Osmaniye ) kaldırıldı, ilçe yapılarak ADANA' ya bağlandı.

1934' te ADANA ilinin adı SEYHAN oldu.

1939' da Hatay' ın Türkiye ' ye katılmasından sonra, Payas ve Dörtyol Seyhan ili sınırlarından çıkarak Hatay' a bağlandı.

1956' da SEYHAN adı kaldırıldı, ilin adı ADANA oldu.

1998' de Osmaniye ilçesi ADANA' dan ayrılarak bağımsız bir vilayet yapıldı, Kadirli ilçesi de Osmaniye' ye bağlandı.

ADANA'da Önemli Günler

a) Adana Buluşması : Türkiye cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile İngiltere başbakanı Churchill arasında ADANA' da yapılan görüşme ( 30 Ocak - 1 Şubat 1943 ) . Müttefiklerin, ikinci dünya savaşında Türkiye'nin de savaşa katılmasıyla bir balkan cephesinin açılmasına karar vermeleri üzerine ADANA' ya gelen Churchill, Türkiye'nin savaşa katılması için İnönü' yü ikna etmeye çalıştı. İnönü, askeri donanımın yetersizliğini ileri sürerek Türkiye'yi savaşın dışında tutmayı başardı.

cool.gif Adana Vakası: ADANA ve çevresinde Ermeni ayaklanması ( 14 - 25 Nisan 1909 ). İstanbul'daki "31 Mart Vakası"'ndan bir gün sonra başlayan ayaklanma iki aşamadan oluştu. İlki Adana, Tarsus, Erzin, Misis, Dörtyol ve çevresinde ( 14 - 16 Nisan ) , ikincisi dokuz gün sonra yalnızca Adana'da meydana geldi. Ermenilerin Türk mahallerine saldırmasıyla başlayan ayaklanmada, önce paniğe kapılan ADANA 'nın müslüman halkı birbirlerini "kaç kaç" diye uyararak kentten çıkıp dağlara sığındıklarından bu toplu göç halk arasında daha sonra "kaç kaç" diye anıldı. Müslümanlar Ermenilere karşı saldırıya geçince güvenlik kuvvetleri önlem almaya çalıştı. Ayaklanmayı örgütleyen ve Avrupa devletlerinin duruma müdehale edeceğini uman ADANA 'daki Ermeni piskoposu Muşeg, ayaklanma başarısızlığa uğrayınca İskenderiye'ye kaçtı. Olayın Avrupa basınında Türkiye aleyhine kullanılması Osmanlı hükümetini telaşa düşürdü. Olayın ardından Cemal Paşa ADANA valiliğine gönderildi. Yapılan yargılamada Avrupayı tatmin için kırk yedi Türk ve bir Ermeni idam cezasına çarptırıldı.

ADANA'nın Eski Durumu :
1935' te, o zaman 80 yaşlarında olan Hacı Süleyman Ağa ve Hacı Nafiz Özşahin, ADANA' nın eski durumunu ve yaşam biçimini şöyle anlatmışlardır :

"Eşkiya korkusundan geceleri Karşıyaka' ya gitmek yasaktı. Zaten karanlık basmadan köprünün ( Taşköprü ) her iki başındaki demir kapılar kapanır ve muhafızlar tarafından beklenirdi. Evler genellikle tek katlı ve basit yapılardı. Çarşının hali perişandı. Bir kilo kahveye dükkan satıldığı olurdu. Arsaları çok değerliydi. Şimdiki Seyhan caddesi yoktu. Buradaki patika yoldan yağmurlu zamanlarda develer bile geçemezdi. Caddelerin pek çoğu çok dardı. Mesela, Kapalıçarşı' dan hayvanla geçerken, gerince insanın ayakları iki yakadaki dükkanlara değerdi. Bu caddeyi Halil Paşa genişletmiş, saat kulesini de 1881-1883 yılları arasında Vali Abidin Paşa yaptırmıştır. Milli Mensucat Fabrikası' nın yakınlarında bir karakol vardı. Tarsus yönünden kente giren her eşyadan bir vergi türü olan "baç" alınırdı. Buna sonraları "Baçın ağzı" denildi. Nehir taşınca kentin kuzey ve batı bölgelerini seller alırdı. Bu sebeple eski istasyon yönüne gidebilmek için Bahripaşa Alanı yanında bir köprü yapılmıştı. Sular çekildikten sonra burası kuruduğu için semte "Kuruköprü" adı verilmiştir. Borsa binası yoktu. Satışlar açıkta yapılırdı. Satıcılar evlerinde çırçırlayıp temizledikleri pamukları sepetlere koyarak satışlara başlarlardı. Araba bulunmadığı için yolculuk hayvanlarla olurdu."

1935'ten 1990'lara ADANA Nüfusu : ADANA, nüfusu hızla artan bir ildir. 1935' ten 1990' lı yılların başına kadar nüfus artışı baş döndürücü bir hızla devam etmiştir. 1945' te Türkiye' de ve ADANA' da km2 ' ye 24 kişi düşmektedir. Ancak, 1980' lerde ADANA' da nüfus yoğunluğu 86' ya çıkarken, Türkiye genelinde 58 olarak kalmıştır. 1980' de ADANA' nın nüfus artış hızı % 3. 5 iken, Türkiye' nin nüfus artış hızı % 2. 3' tür. 1935 'ten 1990 'lı yılların başına kadar ADANA' da nüfus artışı genel nüfus artışının üstündedir. 1990' lı yılların başından itibaren, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu' dan almakta olduğu göçlerin yavaşlama sürecine girmesiyle bu artış hızı biraz ivme kaybetmiştir. Bunda GAP ve benzeri projelerin hayata geçmeye başlamasının büyük rolü vardır. 1998 yılında yapılan nüfus sayımında ADANA nüfusu önceki yıllara göre "azalmış" gibi görünse de gerçek böyle değildir. ADANA ilinin bir ilçesi olan Osmaniye gibi, Türkiye çapında büyük yerleşim merkezlerinden birinin İL yapılıp, Kadirli gibi yine büyük bir ilçenin ve bazı beldelerin Osmaniye' ye bağlanmasıyla, ADANA' nın toplam il nüfusu neredeyse 400. 000 kadar azalmıştır. Buna karşın il merkezinde, yani ADANA şehir merkezinde herhangi bir azalma olmamış, bilakis artış meydana gelmiştir. 1998 nüfus sayımı sonuçlarında ADANA nüfusu, il merkezi ve ilçeler toplamı baz alınarak verilmektedir. Bunun doğal bir sonucu olarak da ADANA, bazı sayım sonuçlarına göre 5. 6. veya 7. büyükşehir olarak yer almaktadır. Oysa ADANA şehir merkezinde yaşayan nüfusa göre ADANA şehri yine 4. büyükşehir olma ünvanını elinde tutmaktadır. ADANA şehir merkezini 50. 000 farkla 5. büyükşehir olarak Bursa takip etmektedir.

Yıl Nüfus *
1927 227.718
1927 * 107.694
1935 383.645
1940 375.677
1945 418.740
1950 508.518
1955 628.505
1960 760.803
1965 902.712
1970 1. 035. 317
1975 1. 240. 475
1980 1. 485. 743

* Cebeli Bereket Vilayeti

* Şehir merkezi ve ilçeler dahildir .

Wkipedia kaynağından ADANA TARİHİ
Adana İsminin Kökeni

Adana isminin kökeni [değiştir]Adana'ya ait en eski yazılı kayıtlara ilk defa, Anadolu'nun en köklü medeniyetlerinden olan Hititlerin Kava Kitabelerinde rastlanmaktadır. Bu kabilelerdeki bir yazıtta Adana ve çevresinden Uru Adania (Adana Beldesi) olarak bahsedilmektedir. Yöreye M.Ö. yaşayan kavimlere Danuna ismi verildiği kayıtlarda mevcuttur. Bir efsaneye göre gök tanrısı Uranüs'ün Adanus ve Sarus adında iki oğlu Adana civarına savaşarak gelmişler, Adanus adını kendi kurdukları şehre vermiştir. Seyhan Nehri de Sarus adını almıştır. Hitit etkisinde kalan Fenikeliler, tarım ve bitki tanrılarının ismi olan Adonis'i bereketli topraklarından dolayı Adana'ya isim olarak vermiştir.

Bilge Umar'ın belirttiğine göre Adana adı Luvi dilinde Ada-wana(Ada-Ana Tanrıça-'nın Ülkesi)anlamına geliyor,hatta bu isimde Yunanistan'da da bir şehir varmış,ama bizim Adana hep aynı isimde kalırkren diğer Adana ismi Atina'ya dönüşmüş. M.S. 7. y.y.'dan itibaren İslam ordularının bölgeye gelişi ile birlikte Arap tarihçileri Adana isminin eski peygamberlerden Yasef'in torunu Ezene'den geldiği fikrini ortaya atmışlardır. Türkler Torosları aşıp güneye indiklerinde buraya Çukurova adını vermişlerdir. Çukurova'nın tarihteki adı Kilikya'dır. Kilikya adını kireç yataklarından almıştır.




Milattan Önce Adana Bölgesini Egemenlikleri altında bulunduranlar

Luvi Krallığı (M.Ö.1900), Arzava Krallığı (M.Ö.1500), Hitit Krallığı (M.Ö.1900-1200), Kue Krallığı (1190-713), Asur Krallığı (M.Ö.713-663), Kilikya Krallığı (M.Ö.663-612), Pers Satraplığı (M.Ö.612-333), Helenistik Dönem(M.Ö.333-323), Selökidler (M.Ö.312-133), Korsanlar Dönemi (M.Ö.178-112), Romalılar Dönemi (M.Ö.112�M.S.395).

  • M.Ö. 1.Y.Y'da Pampe tarafından Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır. Roma İmparatorluğu M.S.395'de ikiye ayrılınca Çukurova,Doğu Roma'nın(Bizans) payına düşmüştür.
  • M.S.638 yılında Emeviler zamanında Çukurova fethedilmiş, Abbasiler Döneminde buraya yerleşilmiştir.
  • M.S.1083 yılında Çukurova Anadolu Selçuklu Devleti'ne katılmıştır. Haçlı Seferleri sırasında Ermenilerin eline geçen Çukurova bir süre sonra yeniden Konya Selçukluları tarafından alınmıştır.
  • Anadolu'daki Moğol istilası Anadolu Selçuklu Devleti'ni zayıflatmış ve beylikler dönemi başlamıştır.Bu dönemde Çukurova'da kurulan Beylik Ramazanoğulları olmuştur. (1377-1516) Mısır seferine giden Yavuz Sultan Selim, Beyliği Osmanlı Devletine katılmıştır. Ramazanoğulları 1516'da Osmanlı Eyaleti olmasına rağmen 1608 yılına kadar içişlerinde serbest bir beylik olarak devam etmiş, Pir Mansur'un kendi isteği ile idareyi bırakması sonucu Osmanlı Devletine tam bağlı bir eyalet haline gelmiştir.
  • Adana bir ara devlete baş kaldıran Mısırlı Mehmet Ali Paşanın oğlu İbrahim Paşa tarafından işgal edilip, Mısır'a bağlanmıştır. 1840 yılında Londra Antlaşması ile yeniden Osmanlı Devletine geçmiştir.
  • 1840 yılından sonra merkezi idaredeki bozukluklar ve ağır vergiler yüzünden aşiretler merkezi idareye karşı isyanlar çıkarmıştır. Bu durum 1865 yılına kadar sürmüştür. Sonuçta aşiret reisleri beylik unvanıyla başka yerlere yollanmış, göçebe durumları gurupları zorla yerleşik hayata geçirilmiştir. 1867 yılında idari teşkilat kurularak Adana İli haline getirilmiştir.
  • XIX. yy'daki gergin ve huzursuz siyasi ortam Adana'yı da etkilemiştir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
mesaj Apr 17 2008, 02:15 PM
İleti #


Teşekkürler


Grup: Bot

Katılım: 1 Dakika önce




Go to the top of the page
 
Quote Post
by_byy
mesaj Jun 23 2009, 06:15 PM
İleti #2


Newbie
*

Grup: Üye
İleti: 3
Katılım: 23-June 09
Üye No: 662



[quote name='adanalı' date='Apr 17 2008, 02:15 PM' post='990']
Seyhan ve Ceyhan Nehirlerinin deltasında kurulmuştur. Tarihi M.Ö. 6000 yıllarına dayanır.

Antik dönemde ADANA ve yöresine KİLİKYA denmektedir. Sırasıyla Fenike, Asur, Hitit, Pers, Makedonya, Roma, Sasani, Bizans, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı' ya yurt olmuştur. Bu nedenle birçok kültür ve medeniyetin beşiğidir.

1918' de Fransız işgaline uğrayan ADANA, 5 OCAK 1922' de kazandığı Kurtuluş Savaşı' nın ardından 1923' te kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti' nin hızla gelişen en önemli illerindendir.

Çukurova' nın en eski yerleşme yerlerinden biri, ADANA' da ilk çağlardan kalma Tepebağ höyüğüdür. Höyükte rastlanan surlarla çevrili kent çekirdeği, burada neolitik çağda yaşanan kent dönemi sürecine ışık tutmaktadır. Kalıntılar, daha sonra Hititler' in de yaşadığı anlaşılan bu kentin, ticari ve askeri ilişkilerde önemli olduğunu kanıtlamaktadır. Tepebağ, Karataş' tan ya da Suriye' den gelen ticaret kervanlarının konaklama yeriydi. Savaş birliklerinin barınak yeri olarak da kullanılıyordu.

İ.Ö 67 dolaylarında Pompeus burayı " cezalandırma sömürgeleri " nin merkezi yaptı. Bu sömürgelerde toplanan Çukurova korsanları çeşitli işlerde zorla çalıştırıldılar. ADANA, Roma ve Bizans İmparatorlarının zaman zaman uğrağı oldu. Justinianus burada kamu binaları yaptırdı. Seyhan üzerindeki Taşköprü de o zamandan kalma bir yapıttır. Yapılış tekniği o günün ölçülerine göre ileridir. İlk önce kanallarla nehrin yatağı değiştirldi, köprü yapıldıktan sonra, nehir yeniden eski yatağına döndürüldü.

Harun-ür Reşid döneminde, kent değişikliklere uğradı. Tebebağ höyüğünün güneyinde, Taşköprü' nün bitişinde, ilkçağlardan kaldığı söylenen kale yıktırılarak, yerine ADANA kalesi yaptırıldı. Bu kaleyi ise daha sonra Mehmet Ali Paşa yıktırdı. 1353' te başlayan Ramazanoğulları egemenliği boyunca, kent oldukça büyüdü. Daha çok güney kesiminde Ulucami, Alidede, Sarıyakup, Sofubahçe (Türkocağı), semtleri gelişti. Bu dönemde Ulucami, Ulucami Mescidi, Tuzhanı, Yağ Camii, Yağ Cami Medresesi, Herhal Mescidi gibi önemli binalar yapıldı. Kentin sekiz kapısı vardı. Bugün, bunlardan yanlız Kalekapısı ve Tarsus Kapısı kalmıştır. O zamanlar Suriye' den ve Kıbrıs' tan küçük ticaret gemileri Taşköprü' ye kadar gelmekteydi.

ADANA, Yavuz Sultan Selim' in Mısır seferinde Osmanlı' lara bağlandı. Ramazanoğulları yine başta kaldı. Bölge 1608 ' de eyalet oldu. Sırasıyla, Konya, Malatya, Şam, Halep eyalatlerine bağlı kaldı. Bir süre Kıbrıs' tan da yönetildi. 1867' de vilayet, bu tarihten sonra da ADANA Sancağı' nın merkez ilçesi oldu. Bu durum, Fransız işgaline kadar sürdü. Fransız işgali sırasında vilayet merkezi Pozantı' ya aktarıldı. İşgal kalktıktan sonra ADANA yeniden vilayet merkezi oldu.

19. yy. başlarında merkez ilçenin 5 bucağı, 391 köyü vardı. Bucakları Karataş, Misis, Yarsuvat-Sırkıntı, Karsantı, Canip Şehri idi. Halk, Türk, Ermeni, Rum ve Araplardan oluşuyordu. Fransız coğrafyacısı V. Cuinet' e göre, o zaman ADANA kent merkezinde 13. 000 Müslüman, 2. 575 Ermeni, 5. 000 Rum, Latin ve İran' lı yaşamaktaydı. Bu dönemde ADANA' da 18 cami, 37 medrese, 8 tekke, 2 Ermeni kilisesi, 1 Protestan kilisesi, 3 Ermeni okuılu, 1 Rüştiye, 28 Sübyab mektebi, 2 Rum erkek okulu, 1 Ermeni kız okulu vardı. Ayrıca 1 hapishane, 29 han, 316 dükkan, iki fırın, iki han, bir tiyatro, belediye binası, hükümet konağı, orman idaresi vardı. Taşköprü' nün yanı başında bir kule bulunuyordu. 1872' de bu kulenin bulunduğu yerde bir hastane yapıldı.

ADANA ' da başta pamuk olmak üzere buğday , arpa, yulaf, susam ve soğan; büyük çiftliklerde de nohut, fasülye, mercimek üretilirdi. Üzüm en çok yetiştirilen meyveydi. Bin beşyüze yakın üzüm bağı vardı. Şarapçılık gelişmişti. Asker giysileri için kumaş dokuyan bir fabrika, ayrıca, 7 pamuk ayıklama makinesi, 5 çırçır makinesi ( Buharlı ) ve 55 buğday ayıklama makinesi vardı. Fransız işgalinde, kömürle çalışan pamuk fabrikaları kuruldu.

Osmanlı yönetimi çeltik ekimine özel bir önem veriyordu. Elverişli topraklara çeltik ekmek zorunluydu. Seyhan, Çakıt ve Görgün Suyu' ndan yararlanılıyordu. Akarsular üzerindeki bentlerle sulama yapılıyordu. Su kenarlarında ortak köy çamaşırhaneleri bulunuyordu. 20. yy başlarında gezgin Dr. Schaffer o dönemin görünümünü şöyle anlatır :

" Halaba taşlarından yapılmış, üstleri düz damlı evler Afrika' daki karınca yuvaları gibi üst üste kurulmuştur. Evler arasında Ermeni manastırı ve kilisesi görünür. Bu fakir yerin, hele bulanık havalarda, büsbütün kasvetli ve acıklı bir görünüşü vardır. Kentin onbin nüfusu olduğu söylenir. Bunların çoğu Hıristiyan Ermenilerdir. Burada Amerikalıların bir kolonisi vardır. Kurdukları yetimler yurdunda kimsesiz çocukları barındırıp beslemektedirler. "

Adana Adının Kaynağı: ADANA'nın tarihine, özellikle özellikle Hitit Krallığı' ndan kalma tabletler ve Çukurova'da yapılan kazılar ışık tutmaktadır. Hitit Krallığı' nın merkezi Boğazköy' de ( Hattuşaş ) bulunan tabletler ve bölgede yapılan kazılar Çukurova' nın yazılı tarih öncesinden beri çeşitli toplımların yerleştiği bir bölge olduğunu göstermektedir.

ADANA' yı kimlerin nasıl kurdukları konusunda elde kesin bilgiler yoktur. Ancak, Bizans' lı Etien' in ilettiği bir söylenceye göre, Uranus' un oğulları Adanos ve Saros, Tarsus' la savaşarak burayı ele geçirmişler. Bunlardan Adanos kente ( ADANA ) Saros' da ırmağa ( SEYHAN ) adını vermiş.

ADANA' nın bulunduğu Çukurova' nın tarihteki adı KİLİKYA' dır. Heredotos, Kilikya adının Fenike Kralı Agenor' un oğlu Kilik'ten geldiğini söyler. Bu ada, İ.Ö 9. yy' da Homeros'un İlyada destanında da rastlanır. Eski bir Kilikya masalında, Çukurova'daki bütün kentleri gök tanrısı Uranos' un kurduğu anlatılır.

Hititler döneminde URU ADANİYA ( Adaniya Ülkesi ) adıyla anılan ADANA eski yazmalarda ve fermanlarda ERDENE, EDENE, EZENE ve AZANA adlarıyla geçmektedir. 1889' da ADANA' da görev yaparken bölgenin tarihi üzerinde araştırmalarda bulunan, daha sonra Asya, Afrika, ve Avrupa'yı dolaşarak Seyahat-ül Kübra adlı kitabını St. Petersburg' da yayınlayan Karçılzade Süleyman Şükrü Bey, Adana' nın ilk adı olan " BATANA" nın İslamiyetten sonra ADANA' ya çevrildiğini ve bu adın "... fi ezenil arz " ayetinden esinlenerek verilmiş olduğunu yazmaktadır.

ADANA'YA BUGÜN'E DEĞİN VERİLEN ADLAR

ADANOS

TA ADANA

URU ADANİYA

ERDENE

EDENE
EZENE

BATANA

ATANA

AZANA

ADANA


KRONOLOJİ

İ.Ö. 1900 Luvi Krallığı 1353-1517 Ramazanoğulları Dönemi
İ.Ö. 1500 Arzava Krallığı 1517 Adana' da Osmanlı egemenliği
İ.Ö. 1500 Kizvatna Krallığı 608 Müsellimlik dönemi
İ.Ö. 1530 Hititler 1691-1699 Zorunlu iskan girişimleri
İ.Ö. 1200 Kue Krallığı 1833-1840 Mısırlı İbrahim Paşa dönemi
İ.Ö. 713-663 Asurlular 1865 Fırka-i İslahiye Çukurova'da devlet otoritesini yerleştirmek için ADANA' ya geldi.
İ.Ö. 663-612 Kilikya Krallığı 1864-1865 İngilizler ve Fransızlar ADANA ile ilgilenmeye başladılar.
İ.Ö. 621-333 Pers Satraplığı 1867 ADANA Halep' ten ayrılarak bağımsız bir vilayet oldu.
İ.Ö. 333-323 Makedonya Krallığı 1886 ADANA-Mersin demiryolu açıldı.
İ.Ö. 312-133 Selökid Krallığı 1900 Almanlar ADANA ovaları ile ilgilenmeye başladılar.
İ.Ö. 178-12 Çukurova Korsanları 1-14 Nisan 1909 ADANA' da karışıklılar ve Ermeni olayları. (ADANA Vakası)
İ.Ö. 12- İS 395 Romalılar Dönemi 1916 Yıldırım Orduları ADANA' da karargah kurdu.
395-653 Bizans İmparatorluğu 22 Kasım 1918 Osmanlı Hükümeti ADANA dolaylarının Pozantı' ya kadar boşaltılmasına karar verdi.
651 Çukurova İslam Egemenliğinde 17 Aralık 1918 Fransız güçleri Mersin' e çıkartma yaptı.
786-809 Harun-ür Reşid Yönetimi 18 Aralık 1918 General Hamlin törenle ADANA' ya girdi.
960- 956 Nikeforos Fokas, Tarsus ve Misis'i ele geçirdi. 20 Ekim 1921 Ankara antlaşması ile Fransız işgeli kaldırıldı.
1080-1375 Ermeni Krallığı 2 Aralık 1921 Mustafa Kemal, ADANA' nın kurtuluşuna ilişkin bir bildiri yayınladı.

Bizans Dönemi'nde ADANA :

İ . S 395' te Büyük Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı diye ikiye ayrılınca, ADANA ovaları Doğu Roma İmparatorluğu' nun ( Bizans ) egemenliğinde kaldı. ADANA, Roma İmparatorluğu ve özellikle Doğu Roma İmparatorluğu yönetimi altında hızlı bir gelişme gösterdi, önemli bir ticaret merkezi oldu.

Hollanda'nın Liman Projesi : Abidin Paşa' nın valilği döneminde, Hollandalıların ADANA' yı Akdeniz' e bağlama önerisi, padişah Abdülhamit tarafından reddedildi. Bunda, Seyhan kenerına yapılacak "setler * " ve her yıl dolacak yatağın temizleme masraflarının ağırlığının rolü olduğu görüşü savunulmuştur. Dr. Kottsch ise anılarında küçük ölçekli gemilerin zaten Taşköprü * ' ye kadar geldiğini belirtmekte ve şöyle demektedir :

" Kentin yanında Seyhan nehri o kadar derindir ki, Kıbrıs ve Kuzey Suriye limanlarından küçük gemilerle Taşköprü' ye kadar gelinebilir. Burada içlerinde iki yüksek Latin tarzı yelkenlinin bulunduğu 8 tane gemi saydım. Bu gemiler dönüşte kereste, susam, buğday, yün ve pamuk ile biraz da diğer mahsüllerden götürüyorlar. ADANA' nın çarşısı tüccar sayısı itibariyle Tarsus' tan büyüktü. Burada bilhassa silah satışı çok oluyor."

Deniz ulaşımı açısından bir başka öneri, ADANA'nın Yumurtalık ve Karataş limanlarını modernleştirmeyi amaçlıyordu. Ancak bu tasarı 1880' de geri çevrildi. Söz konusu tasarı 240 bin liraya yakın bir harcamayla Karataş-Yumurtalık limanlarını günün gemilerine elverişli bir yapıya kavuşturmayı öngörüyordu. Tasarının geri çevrilmesiyle, doğal koşulları liman olmaya elverişli Mersin, giderek gelişen bir kent merkezi olmaya yöneldi. ADANA ve Mersin arasındaki işbölümü de böylece kesinleşmiş oldu. Bu işbölümünde ADANA Çukurova' nın merkezi durumuna gelirken, Mersin de onun limanı olacaktı.

* Yazıda bahsi geçen setler 1990 yılından sonra Seyhan nehri kenarlarına yapılmıştır ve şu anda nehrin iki kenarında bu setler mevcuttur.

* Taşköprü, ADANA' da şu anda mevcut olan hemen hemen en eski eserdir. ADANA şehir merkezinde, Seyhan nehri üzerinde olan köprü M.S. 4. yy. ' da mimar Auxentios' a yaptırılmıştır.

ADANA' nın Antik Yerleşim Birimleri ADI DÖNEMİ ADANA' YA UZAKLIĞI YERİ

Sar (Mağara) Eti-Roma-Ermeni 211 Km. Tufanbeyli
Ayas Yunan-Roma 78 Km. Yumurtalık
Mallos Yunan-Roma 50 Km. Adana' nın güneyi, Karataş' a yakın
Misis Eti-Roma-Arap-Osmanlı 27 Km. Misis, Yakapınar
Magarsos Yunan-Roma 50 Km. Karataş
Tumlu Ortaçağ 50 Km. Ceyhan' ın kuzeybatısı
Mazırık Örenleri İlkçağ 50Km. Karaisalı


SEYAHATNAMELERDE ADANA İÇİN SÖYLENENLER

Bedrettin El Gazzi : " Misis Ceyhan üzerinde bir şehirdir. Ağaçları bol ve mütenevvidir. Bahçelerini sulayan bu nehrin üzerinde büyük ve muhkem yapılı bir köprü vardır. Köprünün iki başında geceleri kilitlenen iki büyük kapı vardır. Burası evvelce en iyi ve ileri şehirlerden biri idi. Birçok büyük adam yetiştirmiştir. Fakat maalesef bugün yıkılmış ve asırlar onun güzelliğini bir yudum su gibi içmiştir."

"ADANA' ya ... Seyhan nehri üzerinde bulunan bir köprü vasıtasıyla girilmektedir. Ceyhan' a yakın büyüklükte olan bu nehrin şehir etrafındaki akışı çöreklenmiş bir yılanı andırır. Nehrin üzerine konmuş su dolapları vasıtasıyla bağlar, bahçeler sulanmaktadır...

... Manzarası pek hoş olan cenneti andıran bu yerden geçen nehir, gündüzleri güneşin geceleri mehtabın süslerine bürünerek, tatlı hışıltılarla akıyor, dört köşeye hayat ve neşe saçıyordu. İki yakasını donatan ağaçlar, onun bu mağrur akışına sanki, ' şen yerleri dolaşamaz yüce dağları aşamazsın ' demek istiyorlardı..."

Katip Çelebi : " ... Şehrin havası ağır olmakla, halkı, altı aya kadar yaylaya çıkar. Şehirde bazı dükkanlar açık kalır ve mahalle bekçileri bulunur. Yaylaların iki durak ilerde dağlar içinde Ramazanoğlu Yaylası yol üzerindedir. Asıl yaylaları Tekir yaylası' dır ki, ADANA halkının bir geleneği olarak, yaz mevsiminde burası mamur bir kasaba gibi olur... "

( Cihannuma adlı Seyahatnameden )

Sahibi Bilinmeyen Seyahatname : " ADANA büyük şehirdir. 3 camisi vardır. Biri gerçekten seyredilmeye değer, hoş bir camidir. İki hamamı vardır. Su kenerındaki hamamı daha güzeldir. Çarşı pazarı mükemmeldir. Bir bedestanı ve su kenarında bir küçük kalesi vardır. Şehrin kenerından akan büyük nehre Kızılırmak derler. Şehre su çekilmek için büyük bir dolap vardır. Şehrin bütün suyu bu dolapla sağlanır. Büyük bir köprüsü vardır. Bu köprüden geçilir, su kenerında bir ' Hünkar Köşkü ' vardır. Hoş bir mesire yeridir. ADANA şehri bağlık ve bahçeliktir. Limonu, turuncu gayet çok olur. Hele narı emsalsizdir. Başka meyveler de olur. Şehrin paçası da meşhurdur... "

( Sahibi bilinmeyen el yazması Seyahatname Hicri 1056 ( 1646 )

Paul Lucas : 1706' da ADANA' yı şöyle anlatır : " ADANA' nın ortasından Paris' in Sen Nehri büyüklüğünde ( Çakıt ) Seyhan Irmağı geçmektedir. Kıyısında kentin kalesi vardır. Bu kale küçük ama temeli ve yapısı çok sağlamdır. Çevresi 300 m' den fazla olmayan bu kalenin içinden, büyük gözlü bir taş köprüye geçilerek kentin dışına çıkılmaktadır. Köprünün sağ kolu üzerinde büyük su kemerleri, bunların altında da su dolapları bulunur. Büyük kemerli su yolları, ırmaktan çekilen suyu kanallarla kente ulaştırır. "

Seyahatnamelerinde ADANA' dan söz eden başka Gezginler L. de Laborde Russeqqer Evliya Çelebi Kırımi Rahmi Efendi Cevdet Paşa Menemencioğlu Ahmet Bey Bertrandon de la Broquier
Dr.Schaffer Seyyah Gazi Karçılzade Sülayman Bey Marco Polo Kutbettin-ül Mekki Üsküdarlı Mustafa Dede
Mehmet Edip Bin-i Derviş Kinner Dr. Şerafettin Mağmuni Şemsettin Sami

Eski ADANA Valileri ve Yaptıkları İşler

NAŞİT PAŞA (1871): 5 Mart 1873' de yayına başlayan ADANA' nın ilk gazetesiyle Seyhan ili ilk ADANA Salnamesi onun döneminde çıkarıldı.

MAHMUT NEDİM PAŞA (1873): O tarihe kadar ADANA' nın adı eski yazıyla (EDENE) şeklinde yazılırdı. Bu yazı biçimi, bir harf fazlasıyla Edirne' ye çok benzerdi. Bu benzeyiş resmi yazışmalarda ve özellikle posta hizmetlerinde türlü yanlışlıklara neden olurdu. Sonradan Sadrazam olan Mahmut Nedim Paşa EDENE' nin ATANA şeklinde yazılmasını bir genelgeyle bildirdi. O günden latin harflerinin kabülüne kadar resmi yazışmalarda vilayetin adı ATANA olarak yazılır, ADANA olarak okunurdu.

ŞAİR ZİYA PAŞA (1878): Okullar çoğaltıldı. Fransızca öğrenmeleri için memurlara kurslar açtı. İstanbul' dan getirttiği bir tiyatro kumpanyasıyla Adana' da bu sanatın tohumunu attı. Fransızcadan çevirdiği oyunları sahnelendi. Memurların tiyatroya devamını zorunlu kıldı. Kendinden önceki valilerin, düşünce ayrılığı nedeni ile hapse atmış oldukları kişileri salıverdi. Seyhan ve Misis köprülerini onartarak korkuluklarını yeniletti.

ABİDİN PAŞA (1881): Halkın yardımyla, tümüyle taştan, askeri idadi binasını ( Şimdiki Kız Lisesi ) yaptırdı. Dar sokakları genişleten ve saathaneyi de yaptıran odur. Adana' ya ilk çalar saat Abidin Paşa 'nın çabasıyla girmiş oldu. Saat kulesinde, her saat başı, vakit belirleyen güçlü ses, kentin birçok yerinden duyulurdu. Resmi dairelerdeki görevliler, işe başlama ve ayrılma saatlerini buna göre ayarlarlardı. Hele namaz vakitleri kolaylıkla belirlenirdi. Dönemin şairlerinden Fani Efendi kuleyi, o zamanlar şu dörtlükle anlatır :

Bir muazzam eserdir ki, misli yok, naziri yok,

Zahiren saat çalar, manen hükümet seslenir.

Ol cenabı Abidin' e eyler dua ;

Çünkü andan ruz-u şeb vakt-i ibaret seslenir.

Abidin Paşa tarımda makineleşmeyi sağladı. Ovadaki bataklıkları kuruttu.

ŞAKİR PAŞA (1888): Bağlar semtinde otururdu. Müziğe ve içkiye çok düşkündü. İşten dönerken evinin önünde treni durdurmak için imdat işaretini çekmeyi alışkanlık haline getirmişti. Bu durum karşısında yabancıların elindeki demiryolu işletmesi burada bir istasyon yapmak zorunda kaldı. Bu istasyon Şakir Paşa adıyla anıldı.

FAİK PAŞA (1894): Faik Paşa görevini yapamayacak kadar yaşlı bir adamdı. ADANA' ya vali olarak atanmasını alaya alan dönemin şairleri onun için şöyle demişlerdi :

Yaşı, yüzü mütecaviz vali,

N'olur memleketin bunlarla hali !

Mülkün ihyasına bir Meyyit göndermişler.

Aferin iz' anına, ey Bab-ı Ali !

BABANZADE MUSTAFA ZİHNİ PAŞA (1909): 1 Nisan 1909' da başlayan ADANA Vakası' na çözüm getiremedi. Her iki yandan binlerce insan öldü.

YARBAY CEMAL PAŞA (1909): Ermeni olayları sonrası ortalığı yatıştırdı. Taşkınlara karşı Seyhan' ın iki yakasına setler yaptırdı. Okullar açtı. Yetimleri bir binada topladı.



Seyhan ile Ceyhan Tarihte Kaç Defa Birleştiler ?

Çukurova' yı sulayan iki büyük nehirden Ceyhan düzensiz akar. Bazen yatak değiştirir. Bu yüzden Ceyhan ile Seyhan tarihte, 5-6 kez birleşip ayrılmışlardır. Birleştikleri zaman tek bir nehir olarak denize döküldüklerinden, küçük gemilerin Çukurova içlerine kadar sokulabildiğini tarihler yazmaktadır.

ADANA'da Sel

Seyhan ve Ceyhan ADANA için aynı zamanda sel demektir. Bu sellerden 1845' teki öylesine büyük olmuştur ki, Seyhan ve Ceyhan, hatta Berdan deresi, Ova' da bir tek nehir gibi birleşip akmışlardır. 1873 ve 1874' ün Ocak aylarında, o günün gazetesi "Seyhan" ın yazdığına göre ardarda iki sel felaketi yaşanmıştır. 1895' te gelen sel daha baskın olmuş birdenbire kabaran iki nehir, büyük can ve mal kaybına yol açmıştır.

ADANA'nın Büyük Depremleri

ADANA, Cumhuriyet dönemindeki depremler bir yana bırakılırsa, daha önceleri geçirdği iki büyük depremle yerle bir olmuş, yeniden kurulmuştur. Bu depremlerden ilki 526' da, ikincisi de 1259' da olmuştur. Prof. Bossert o günlerin yerleşme alanlarından Misis, Anavarza, ADANA, Karataş, ve Tarsus' un baştanbaşa yıkıldığını yazmaktadır. 1880 sonlarında yaşanan depremde ADANA halkı günlerce evlerine girmemiş, kamu kuruluşları da sokakta çalışmışlardır.

ADANA'da Kar ve Kış

Kar, ADANA için çok yabancı bir sözcüktür. Akdeniz bölgesinin bu sıcak kesiminde kar, hemen hemen hiç yağmaz. Ancak hava koşullarının beklenmedik durumlar yarattığı da olur. Örneğin arşiv kayıtlarına göre 1799' da ADANA' ya bir ayak boyu kar yağmış ve günlerce erimemiştir. Buna karşılık 1811 Ocak ayında güller açmış, üzümler yetişmiştir. Yakın geçmişte ise Fransızların Çukurova' yı işgali sırasında ADANA' ya kar yağdığı bilinmektedir. 1919' da yağan kar günlerce kalkmamıştır. Ocak 1947' de de ADANA' nın karlı günler geçirdiği biliniyor.

ADANA İl Sınırlarının Gelişimi :

ADANA ilinin sınırları, Osmanlı yönetiminden Cumhuriyet' e ve Cumhuriyet' tin kurulmasından bugüne kadar birçok değişikliğe uğramıştır. Bu değişiklikler şöyledir :

1867' den önce, ADANA çeşitli zamanlarda Konya' ya , Malatya' ya, Şam' a, Halep'e, ve Kıbrıs' a bağlı bir yerleşim birimi olarak varlığını sürdürdü.

1867' de ADANA bağımsız bir Osmanlı vilayet merkezi haline getirildi.

15 Ağustos 1920' de Kurtuluş Savaşı güçleri, il merkezini Fransız işgali altındaki ADANA' dan, Pozantı' ya taşıdı.

1923' te Mersin ve Silifke, ADANA' dan ayrıldı ve İçel ili kuruldu.

1926' da, 1923' te kurulan Kozan vilayeti ilçe olarak ADANA' ya bağlandı.

1933' te 1923' de kurulan Cebeli Bereket ( Osmaniye ) kaldırıldı, ilçe yapılarak ADANA' ya bağlandı.

1934' te ADANA ilinin adı SEYHAN oldu.

1939' da Hatay' ın Türkiye ' ye katılmasından sonra, Payas ve Dörtyol Seyhan ili sınırlarından çıkarak Hatay' a bağlandı.

1956' da SEYHAN adı kaldırıldı, ilin adı ADANA oldu.

1998' de Osmaniye ilçesi ADANA' dan ayrılarak bağımsız bir vilayet yapıldı, Kadirli ilçesi de Osmaniye' ye bağlandı.

ADANA'da Önemli Günler

a) Adana Buluşması : Türkiye cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile İngiltere başbakanı Churchill arasında ADANA' da yapılan görüşme ( 30 Ocak - 1 Şubat 1943 ) . Müttefiklerin, ikinci dünya savaşında Türkiye'nin de savaşa katılmasıyla bir balkan cephesinin açılmasına karar vermeleri üzerine ADANA' ya gelen Churchill, Türkiye'nin savaşa katılması için İnönü' yü ikna etmeye çalıştı. İnönü, askeri donanımın yetersizliğini ileri sürerek Türkiye'yi savaşın dışında tutmayı başardı.

cool.gif Adana Vakası: ADANA ve çevresinde Ermeni ayaklanması ( 14 - 25 Nisan 1909 ). İstanbul'daki "31 Mart Vakası"'ndan bir gün sonra başlayan ayaklanma iki aşamadan oluştu. İlki Adana, Tarsus, Erzin, Misis, Dörtyol ve çevresinde ( 14 - 16 Nisan ) , ikincisi dokuz gün sonra yalnızca Adana'da meydana geldi. Ermenilerin Türk mahallerine saldırmasıyla başlayan ayaklanmada, önce paniğe kapılan ADANA 'nın müslüman halkı birbirlerini "kaç kaç" diye uyararak kentten çıkıp dağlara sığındıklarından bu toplu göç halk arasında daha sonra "kaç kaç" diye anıldı. Müslümanlar Ermenilere karşı saldırıya geçince güvenlik kuvvetleri önlem almaya çalıştı. Ayaklanmayı örgütleyen ve Avrupa devletlerinin duruma müdehale edeceğini uman ADANA 'daki Ermeni piskoposu Muşeg, ayaklanma başarısızlığa uğrayınca İskenderiye'ye kaçtı. Olayın Avrupa basınında Türkiye aleyhine kullanılması Osmanlı hükümetini telaşa düşürdü. Olayın ardından Cemal Paşa ADANA valiliğine gönderildi. Yapılan yargılamada Avrupayı tatmin için kırk yedi Türk ve bir Ermeni idam cezasına çarptırıldı.

ADANA'nın Eski Durumu :
1935' te, o zaman 80 yaşlarında olan Hacı Süleyman Ağa ve Hacı Nafiz Özşahin, ADANA' nın eski durumunu ve yaşam biçimini şöyle anlatmışlardır :

"Eşkiya korkusundan geceleri Karşıyaka' ya gitmek yasaktı. Zaten karanlık basmadan köprünün ( Taşköprü ) her iki başındaki demir kapılar kapanır ve muhafızlar tarafından beklenirdi. Evler genellikle tek katlı ve basit yapılardı. Çarşının hali perişandı. Bir kilo kahveye dükkan satıldığı olurdu. Arsaları çok değerliydi. Şimdiki Seyhan caddesi yoktu. Buradaki patika yoldan yağmurlu zamanlarda develer bile geçemezdi. Caddelerin pek çoğu çok dardı. Mesela, Kapalıçarşı' dan hayvanla geçerken, gerince insanın ayakları iki yakadaki dükkanlara değerdi. Bu caddeyi Halil Paşa genişletmiş, saat kulesini de 1881-1883 yılları arasında Vali Abidin Paşa yaptırmıştır. Milli Mensucat Fabrikası' nın yakınlarında bir karakol vardı. Tarsus yönünden kente giren her eşyadan bir vergi türü olan "baç" alınırdı. Buna sonraları "Baçın ağzı" denildi. Nehir taşınca kentin kuzey ve batı bölgelerini seller alırdı. Bu sebeple eski istasyon yönüne gidebilmek için Bahripaşa Alanı yanında bir köprü yapılmıştı. Sular çekildikten sonra burası kuruduğu için semte "Kuruköprü" adı verilmiştir. Borsa binası yoktu. Satışlar açıkta yapılırdı. Satıcılar evlerinde çırçırlayıp temizledikleri pamukları sepetlere koyarak satışlara başlarlardı. Araba bulunmadığı için yolculuk hayvanlarla olurdu."

1935'ten 1990'lara ADANA Nüfusu : ADANA, nüfusu hızla artan bir ildir. 1935' ten 1990' lı yılların başına kadar nüfus artışı baş döndürücü bir hızla devam etmiştir. 1945' te Türkiye' de ve ADANA' da km2 ' ye 24 kişi düşmektedir. Ancak, 1980' lerde ADANA' da nüfus yoğunluğu 86' ya çıkarken, Türkiye genelinde 58 olarak kalmıştır. 1980' de ADANA' nın nüfus artış hızı % 3. 5 iken, Türkiye' nin nüfus artış hızı % 2. 3' tür. 1935 'ten 1990 'lı yılların başına kadar ADANA' da nüfus artışı genel nüfus artışının üstündedir. 1990' lı yılların başından itibaren, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu' dan almakta olduğu göçlerin yavaşlama sürecine girmesiyle bu artış hızı biraz ivme kaybetmiştir. Bunda GAP ve benzeri projelerin hayata geçmeye başlamasının büyük rolü vardır. 1998 yılında yapılan nüfus sayımında ADANA nüfusu önceki yıllara göre "azalmış" gibi görünse de gerçek böyle değildir. ADANA ilinin bir ilçesi olan Osmaniye gibi, Türkiye çapında büyük yerleşim merkezlerinden birinin İL yapılıp, Kadirli gibi yine büyük bir ilçenin ve bazı beldelerin Osmaniye' ye bağlanmasıyla, ADANA' nın toplam il nüfusu neredeyse 400. 000 kadar azalmıştır. Buna karşın il merkezinde, yani ADANA şehir merkezinde herhangi bir azalma olmamış, bilakis artış meydana gelmiştir. 1998 nüfus sayımı sonuçlarında ADANA nüfusu, il merkezi ve ilçeler toplamı baz alınarak verilmektedir. Bunun doğal bir sonucu olarak da ADANA, bazı sayım sonuçlarına göre 5. 6. veya 7. büyükşehir olarak yer almaktadır. Oysa ADANA şehir merkezinde yaşayan nüfusa göre ADANA şehri yine 4. büyükşehir olma ünvanını elinde tutmaktadır. ADANA şehir merkezini 50. 000 farkla 5. büyükşehir olarak Bursa takip etmektedir.

Yıl Nüfus *
1927 227.718
1927 * 107.694
1935 383.645
1940 375.677
1945 418.740
1950 508.518
1955 628.505
1960 760.803
1965 902.712
1970 1. 035. 317
1975 1. 240. 475
1980 1. 485. 743

* Cebeli Bereket Vilayeti

* Şehir merkezi ve ilçeler dahildir .

Wkipedia kaynağından ADANA TARİHİ
Adana İsminin Kökeni

Adana isminin kökeni [değiştir]Adana'ya ait en eski yazılı kayıtlara ilk defa, Anadolu'nun en köklü medeniyetlerinden olan Hititlerin Kava Kitabelerinde rastlanmaktadır. Bu kabilelerdeki bir yazıtta Adana ve çevresinden Uru Adania (Adana Beldesi) olarak bahsedilmektedir. Yöreye M.Ö. yaşayan kavimlere Danuna ismi verildiği kayıtlarda mevcuttur. Bir efsaneye göre gök tanrısı Uranüs'ün Adanus ve Sarus adında iki oğlu Adana civarına savaşarak gelmişler, Adanus adını kendi kurdukları şehre vermiştir. Seyhan Nehri de Sarus adını almıştır. Hitit etkisinde kalan Fenikeliler, tarım ve bitki tanrılarının ismi olan Adonis'i bereketli topraklarından dolayı Adana'ya isim olarak vermiştir.

Bilge Umar'ın belirttiğine göre Adana adı Luvi dilinde Ada-wana(Ada-Ana Tanrıça-'nın Ülkesi)anlamına geliyor,hatta bu isimde Yunanistan'da da bir şehir varmış,ama bizim Adana hep aynı isimde kalırkren diğer Adana ismi Atina'ya dönüşmüş. M.S. 7. y.y.'dan itibaren İslam ordularının bölgeye gelişi ile birlikte Arap tarihçileri Adana isminin eski peygamberlerden Yasef'in torunu Ezene'den geldiği fikrini ortaya atmışlardır. Türkler Torosları aşıp güneye indiklerinde buraya Çukurova adını vermişlerdir. Çukurova'nın tarihteki adı Kilikya'dır. Kilikya adını kireç yataklarından almıştır.




Milattan Önce Adana Bölgesini Egemenlikleri altında bulunduranlar

Luvi Krallığı (M.Ö.1900), Arzava Krallığı (M.Ö.1500), Hitit Krallığı (M.Ö.1900-1200), Kue Krallığı (1190-713), Asur Krallığı (M.Ö.713-663), Kilikya Krallığı (M.Ö.663-612), Pers Satraplığı (M.Ö.612-333), Helenistik Dönem(M.Ö.333-323), Selökidler (M.Ö.312-133), Korsanlar Dönemi (M.Ö.178-112), Romalılar Dönemi (M.Ö.112�M.S.395).

  • M.Ö. 1.Y.Y'da Pampe tarafından Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır. Roma İmparatorluğu M.S.395'de ikiye ayrılınca Çukurova,Doğu Roma'nın(Bizans) payına düşmüştür.
  • M.S.638 yılında Emeviler zamanında Çukurova fethedilmiş, Abbasiler Döneminde buraya yerleşilmiştir.
  • M.S.1083 yılında Çukurova Anadolu Selçuklu Devleti'ne katılmıştır. Haçlı Seferleri sırasında Ermenilerin eline geçen Çukurova bir süre sonra yeniden Konya Selçukluları tarafından alınmıştır.
  • Anadolu'daki Moğol istilası Anadolu Selçuklu Devleti'ni zayıflatmış ve beylikler dönemi başlamıştır.Bu dönemde Çukurova'da kurulan Beylik Ramazanoğulları olmuştur. (1377-1516) Mısır seferine giden Yavuz Sultan Selim, Beyliği Osmanlı Devletine katılmıştır. Ramazanoğulları 1516'da Osmanlı Eyaleti olmasına rağmen 1608 yılına kadar içişlerinde serbest bir beylik olarak devam etmiş, Pir Mansur'un kendi isteği ile idareyi bırakması sonucu Osmanlı Devletine tam bağlı bir eyalet haline gelmiştir.
  • Adana bir ara devlete baş kaldıran Mısırlı Mehmet Ali Paşanın oğlu İbrahim Paşa tarafından işgal edilip, Mısır'a bağlanmıştır. 1840 yılında Londra Antlaşması ile yeniden Osmanlı Devletine geçmiştir.
  • 1840 yılından sonra merkezi idaredeki bozukluklar ve ağır vergiler yüzünden aşiretler merkezi idareye karşı isyanlar çıkarmıştır. Bu durum 1865 yılına kadar sürmüştür. Sonuçta aşiret reisleri beylik unvanıyla başka yerlere yollanmış, göçebe durumları gurupları zorla yerleşik hayata geçirilmiştir. 1867 yılında idari teşkilat kurularak Adana İli haline getirilmiştir.
  • XIX. yy'daki gergin ve huzursuz siyasi ortam Adana'yı da etkilemiştir.

[/quote
ya bi konu vardı adanada 1978 de bir sel olmuş galiba baraj taşmış acaba onun gün olarak bilen var mı bi doğum tarihi bulmak için yardımcı olursanız sevinirimm lütfen
Go to the top of the page
 
+Quote Post

Fast ReplyReply to this topicStart new topic
5 kullanıcı bu başlığı okuyor (5 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 

adana nöbetçi eczanaler      adana sinemalarında vizyondaki filmler

Basit Görünüm Tarih : 31st December 2016 - 05:57 AM
adana haritaları adana cafe, barlar adana turizm Adana kebabı, kebap, adana ünlü şahsiyetleri, adana yazarları, adana haberleri, adana radyoları, adana meşhur yemekleri, adana ünlü isimleri, adana tarihi, adana turizm, adana otelleri, adana büyük saat kulesi, adana taş köprü, Büyüksaat, Küçüksaat, Şalgam, turizm, toroslar, adana hava durumu, adana uydu, adana haritalar, Adana sex mersinforum mersin forum Adana sex adana masaj salonları, adana spa, masöz, masöz telefon numaraları KARDEŞ SİTELER    disforum.net     iskenderunforum